SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

Temmuz 17th, 2010
BENCİLLİK
İnsanın adına ve şekline olan düşkünlüğüdür. Parçanın adına ve bütünün zararına aç gözlülük etmek ve ele geçirmek, biriktirmek demektir.

Bencil insanın başkalarına duyduğu ilgi bencilcedir, çıkarcıdır, egoya yöneliktir. Bencil insanın başkalarına duyduğu ilgi kendisi hakkında taşıdığı imajı zenginleştirdikleri, yücelttikleri ölçüdedir. Ve bencilliğin son kertesi, insanın sadece kendi bedenini koruması, devam ettirmesi ve sayıca çoğaltmasıdır.

Kendisinin beden ve zihin olmadığını bilen bir insan bencil olamaz, çünkü bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir.

Bencilce olmayan iş sessizliğe götürür, çünkü o durumda yardım istemeye gereksinim duymazsınız. Sonuçlara ilgisiz kalarak, en elverişsiz şartlarda çalışmaya istekli olursunuz. Çok yetenekli yada çok iyi techiz edilmiş olmaya aldırmazsınız. Ne de taktir edilmek veya yardım edilmek istersiniz. Sadece yapılması gerekeni yapar, başarı ve başarısızlığı bilinmeyene bırakırsınız.

Çünkü her şeyin nedenini oluşturan sayısız faktör vardır, sizin kişisel çabanız bunlardan sadece tanesidir. Ne var ki insan aklının ve gönlünün sihri öyledir ki insanın iradesi ve sevgisi birlikte çalıştığı zaman en olmayacak şeyleri oldurur.
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

ARZU:
Hazzın, zevkin anısıdır. Zihni huzursuz eder. Bir şeyi şiddetle arzu etme hali tüm daha derindeneyimlerin önünü tıkar. Ne istediğini tam ve kesin olarak bilen bir zihin değerli bir deneyim yaşayamaz. Arzulardan bağımsız olmak şu demektir: Onu tatmin etmek konusunda içten gelen itici bir hissin bir zorlanışın olmaması.

Tüm yaratılışın kökeninde arzu yatar. Arzu ve imgeleme biribirini besler ve güçlendirir. Arzu kendi haline bırakılmalıdır. Dikkat özneye, arzu deneyiminin ardında bulunana varlığa verilmelidir.

Arzularınızı artırın ve büyütün, öyleki onları doyuracak hiç bir şey kalmasın, gerçekten gayrı. Yanlış olan arzu değil onun küçüklüğü ve darlığıdır. Arzu kendini adamadır. Arzuyu sevgiye dönüştürün.

Yerine getirilen arzular daha fazla arzu doğururlar. Ancak arzudan kaçınmayın, sadece onun doğru kanallardan akmasına dikkat edin. Arzunuz olmazsa ölü olursunuz, ama düşük düzeydeki arzularla bir hayalet olursunuz. Şefkat ve merhametten doğan arzuyu yerine getirmek için bütün evren harekete geçer.
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

GURU(öğretmen,mürşit)
İçinde dünyanın ve dünya düşüncesinin olmadığı hali bilen kimse. En yüce öğretmen. Guru, gerçeği, doğruyu, olanı temsil eder. O sözcüğün en üstün anlamıyla gerçekçidir. O zihinle ve zihnin yanılgılarıyla bağdaşamaz ve bağdaşmayı asla kabul etmez. O sizi gerçeğe götürmek için gelir.

Onun himmeti ve inayeti sabit ve evrenseldir. O birine verilip birinden esirgenmez.

Guru bedenin ve zihnin ötesinde, bilincin ötesinde, anlayışın ve tarifin ötesindedir. O müridi(öğrenci) içten içe yüreklendiren, içte yatan mükemmelliği aramaya yöneltendir.

Eğer içsel gelişme yoksa gurunuz doğru guru değildir.

İki türlü guru vardır: İçteki guru(sadguru) ve dıştaki guru. Dıştaki guru içtekinin dışa yansımasıdır. Eğer dıştaki guruyu bulamadıysanız içteki guru size yol gösterir ve sizi yönlendirir.

Bilincinize vaki olan her şey sizin gurunuzdur. Bilincin ötesindeki saf farkındalık ise en yüce gurudur.
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

ÖZGÜRLÜK
Her şeyi gitmesine bırakmak, koyvermek, talep etmemek demektir. Özgürlük terk edişten geçer. Sahiplenme tümüyle bağımlılıktır. Özgürlük üzüntüden kurtulmuşluk demektir. Bu da sonuçları etkileyemeyeceğinizi idrak etmiş olmanız anlamına gelir.

Özgürlüğe ulaşmış insan, toplumsal değer yargılarına, adet ve geleneklere uymak zorunda değildir. O beklentilere uygun davranma durumunda olduğu zaman artık özgür değildir. Onun özgürlüğü anın gereklerini yerine getirmekta, durumun gereksinimlerime itaat etmekte yatar.

İnsanın canının istediğini yapma özgürlüğü aslında bağımlılıktır. İnsanın yapması gerekeni, doğru olanı yapması gerçek özgürlüktür.
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

DÜNYA
Madde, enerji ve zekadan oluşandır. Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır. Aydınlanmamış kişinin dünyası kurgusal, hayal ürünü bir dünyadır. O kişisel, özel, paylaşılamaz, mahrem bir şekilde kişiye aittir. Kimse ona giremez, onu kişinin gördüğü gibi göremez, işittiği gibi işitemez, kişinin duygularını hissedip kişi gibi düşünemez. Kişi kendi dünyasında yalnızdır. Hayat diye kabul ettiği, durmadan değişen düşlerin içine kapanmış durumdadır.

Ermiş(aydınlanmış) olanın dünyası ise açık bir dünyadır. Herkesle ortak, herkesin içine girebileceği bir dünya. Onun(aydınlanmış olanın) dünyasında katılım, içgörü , sevgi, gerçek değer(nitelik) vardır. Birey bütündür ve bütünlük bireyde yer alır. Her şey birdir ve bir her şeydir.
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

KADER:
Yalnızca isme ve şekle ilişkindir. Siz ise ne zihin ne de beden olmadığınıza göre, kaderin sizin üzerinizde bir hükmü yoktur. Siz tamamen özgürsünüz. Fincan şekli, maddesi, kullanımı vb. ile koşullanmıştır. Fakat fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde fincanın içinde say……ılır. Bunun dışında o sadece boşluktur. Bir beden mevcut olduğu sürece siz bedenmiş gibi görülürsünüz. Beden olmadığında siz bedenden ayrılmış değilsiniz, sadece sizsiniz.Kader sadece bir fikirdir. Beden için ise kader olmakta olandır. Her insanın hayatı onun doğuşunda belirlenmiştir fikri, garip bir fikirdir. Eğer öyle olsaydı karar veren güç hiç kimsenin acı çekmemesi için gerekeni yapardı.
 SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ

Yoruma kapalı.