”Eşzamanlılık”

Haziran 25th, 2010

İki ayrı olayın birbirleriyle bağlantılı bir biçimde aynı anda gerçekleşmesine ”Eşzamanlılık” adı verilir.

Örneğin; bir arkadaşımızı düşündüğümüz anda telefon etmesi, kitap okurken “bomba” kelimesini gördüğümüzde, etrafımızda ya da tv ‘de vb…) patlama sesi duymamız, Tesla bobini üzerinde düşünürken bir yandan da açık olan radyoda Tesla grubunun müziğini işitmek gibi…

Bu konu, üzerinde psikolojiden, fiziğe kadar birçok alanda bilimsel yorum yapılmasına karşın, yine bilimsel verilerimizin yetersizliğinden dolayı, tam açıklık kazanmamış,ışık hızı sınırından dolayı da daha ileri götürülememiştir.

Olayın fiziksel temellerini, Quantum fiziğindeki tanecikler arası ilişkiyi irdeleyerek Bütünsellik kavramı içinde bulabiliriz. Örneğin bir elektron ile anti-elektron olan Pozitron arasında simetrik bir ilişki vardır. Elektronun yükü eksi iken antisi artı yüklüdür Elektronun zaman akış yönü bizimkinin aynısı iken, antisi tam tersidir. Elektron, kendi ekseni etrafında sağa dönerken , antisi sola dönme hareketini yapar. İşin ilginç yönü, aralarındaki mesafeye bağlı olmaksızın birindeki etki, aynı anda diğerinde de açığa çıkmaktadır.

Diyelim ki, parçacığın birisi üç milyar ışık yılı uzaklığa götürüldüğünde, birindeki değişme aynı anda diğerini etkileyerek değişimine neden olacaktır. Halbuki rölativite teoremine göre bu imkânsızdır. Çünkü aralarındaki iletişim en hızlı bir biçimde ışık hızıyla olsa dahi, birindeki değişimin diğerinde üç milyar yıl sonra açığa çıkması beklenecektir.(Işık hızı sınırından dolayı…) Ama bu gerçekleştiğine göre, çelişkinin ortadan kalkması ancak aralarındaki haberleşmenin (fotonsal etkileşimin) daha üst boyutlarda ,ışık hızından yüksek hızlara sahip parçacıklar tarafından oluşturulması ile sağlanacaktır. Fakat bu kavram somut bir anlamdan çok, soyut anlam taşımakta ve olayı biraz daha karmaşık hale getirmektedir.

Farklı bir açıdan,aynı andaki etkileşimi açıklamaya çalışırsak;dümdüz bir çölde,bir arabanın hareketini göz önüne alırsak,bir kamerayı arabanın gelişi doğrultusundaki bir açıya,diğer kamerayı da gidişi yönündeki farklı bir açıya yerleştirip hareketi kayda alalım. Aynı anda seyredildiği taktirde, farklı iki araba görülecektir. Ve arabadaki ufak bir değişim, aynı anda diğerindeki değişimi getirecektir. Halbuki iki ayrı araba değil,tek bir araba söz konusu… Yani cevap: Bütünsellik.

Dolayısıyla, iki tanecik arasındaki eşzamanlılığın nedeni, ikisinin de aynı(tek) parçacık olmasıdır. Bu kavram, hem aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun ışık hızı sorununu ortadan kaldırarak iletişimi açıklamakta, hem de mikroskobik düzeyden makroskobik düzeye kadar her şeyin birbiriyle Bütünsellik içinde bağlantılı olduğunu göstermektedir. Yani, tek tek parçacıkların davranışı,bir topluluk (bütün) olarak parçacıkların davranışlarını belirler ve etkiler. Bunun sonucu olarak da bir elektrondaki değişim, aslında tüm evrendeki değişimi meydana getirmektedir. Başka bir deyişle, elimi hareket ettirdiğim zaman, tüm evreni (tüm boyutlarıyla) hareket ettirmiş olmaktayım.

Dolayısıyla da bir birim evreni değiştirme gücüne sahiptir. Bu şu soruyu da getirir, ” ben mi evreni hareket ettiriyorum yoksa evren mi beni harekete zorluyor? ” ya da “ben düşündüğüm için mi arkadaşım beni arıyor, yoksa arkadaşım beni arayacağı için mi ben onu düşünüyorum?” Gerçekte bu soru anlamsızdır. Çünkü iki ayrı şey olmadığı için,birinin etkisi,diğerinin tepkisinin aynısıdır. Bu aynılık, bütünsellikte geçmiş ve gelecek zamandaki durumları da içinde barındırır. Bu duruma da Boyutsal Eşzamanlılık diyebiliriz.

Atasözünde dendiği gibi; “dedesi erik çalmış,torununun dişi kamaşmış.”

Bu konuda Hz İsa (as)’ ın havarilerinden birine dönerek:
“Burada ayağının bağını bağladığında, gökyüzünün krallığını da bağlamaktasın, burada ayağının bağını açtığında ise gökyüzünün krallığını da açmaktasın” sözlerini de örnek gösterebiliriz.

Burçak Özman

Yoruma kapalı.